Hat Sanatı Tarihi – Ekoller Ve Takipçileri

İslâm medeniyetinin güzelliklerini harf şekillerinde billurlaştıran hat san’atı, on dört asırdan beri müslüman milletlerin kültür ve san’at hayâtında târihin izlerini de alarak çeşitli üsluplar kazanmış, İslâm san’atlarının en önemli şubelerinden biri olmuştur.

0 Şu anda bu ürünü inceliyor.
Kategoriler:
Açıklama

Hat Sanatı Tarihi – Ekoller Ve Takipçileri

İslâm medeniyetinin güzelliklerini harf şekillerinde billurlaştıran hat san’atı, on dört asırdan beri müslüman milletlerin kültür ve san’at hayâtında târihin izlerini de alarak çeşitli üsluplar kazanmış, İslâm san’atlarının en önemli şubelerinden biri olmuştur.

Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîfler, edebî ve hikemî sözler, dînî gayret ve heyecanla kitaplara, levhalara yazılmak, mâbetlere ve mîmârî eserlere hakkedilmek suretiyle müslümanların içtimâî hayâtının içine girmiş, bu hayâta yön vermiş ve güzellik duygularını tatmin etmiştir. Hat san’atı, mîmârî, minyatür, tezyînat, ahşap ve mâden san’atlarında da denetleyici, hâkim bir rol oynamış; kültür ve san’at sâhasında yaşanan buhranlı devirlerde dahi bu canlılığını ve önemini korumuştur. Çeşitli hat üslûplarının klasik esasları günümüze kadar tahrîfe uğramadan intikal etmiş, gelenek bozulmamıştır. Medenî seviye kazanmış batılı milletlerin hat san’atına karşı alâkaları bu konuda yaptıkları ciddî araştırma ve yayınları yeterli olmamakla berâber, ülkemizde yapılan yayın, konferans, sergi ve müsabakalar hat san’atına rağbeti artırmıştır. Bunun netîcesi olarak yazı öğrenme zevk ve geleneği genç nesil arasında yayılmaya başlamıştır.

Hat san’ati bilgi ve şuurunun, bediî zevkinin daha da canlanması, yayılması ve kökleşmesi, mâzideki ihtişâmına tekrar erişebilmesi, tasavvufî hayat ve edeb zemîninde eğitim ve öğretimle berâber seviyeli neşriyâtın yapılmasına bağlıdır.

Şam, Bağdat, Kahire, Isfahan, Tebriz, Meşhed, Herat gibi İslâm kültür merkezlerinde çiçeklenen İslâm san’atları nihâyet İstanbul’da yeni bir terkîbe ulaşmıştır. İstanbul, fethinden bugüne İslâm san’atlarına yön veren en büyük medeniyet merkezlerinden biri olmuştur. Bu sebeple İstanbul müze ve kütüphâneleri, arşivleri, konakları, câmileri, vakıf müesseseleri, tekkeleri henüz keşfedilmemiş eserlerle doludur. Bu eserler, insanoğlunun san’atta ve düşüncede ulaşabildiği en yüksek ruh inceliğinin, zerâfetinin, asâletinin mahsûlüdür. Bugün insanlığın muhtaç olduğu rûhî huzur ve sükûn, bu eserlerin şekil ve mânâsında gizlidir. İslâmı ve insanı anlamak, Islâm medeniyetini özümseyen san’atların güzelliklerinin his ve idrak edilmesine bağlıdır.

Bütün bu mülâhazalarla hat san’atının sâhip olduğu estetik değerleri, çeşitli hat üsluplarını, önde gelen üstadların eserlerinden örnekler vererek tanıtmak, bu zengin dünyanın kapısını bir nebze aralamak, münevverlerimizin hat san’atının bilgi ve şuurunu kazanmalarında yardımcı olmak, araştırmacılara rehber olmak ve daha güzel eserlerin neşrine zemin hazırlamak gayesi ile bu eser vücuda geldi.

1982’de Ekrem Hakkı Ayverdi Beyefendi’nin teşvik, gayret ve maddi destekleriyle yayınladığımız Hat Sanatımız Türkiye’de ve İslam dünyasında bir ihtiyacı karşıladı, Avrupada’da alâka gördü. Sûriye’de Arapça’ya tercüme edilerek üçüncü baskısını yaptı. O günün şartlarında basılmış olan bu eserde baskı kusurları ve bilgi eksiklikleri vardı. Bu sebeple ikinci baskısı yapılmadı. Gelişen baskı teknikleriyle, elde ettiğimiz tecrübe ve bilgilerimizle hat san’atının güzelliklerini en iyi şekilde aksettirecek yeni bir eserin neşrini düşündük. Farklı bir programla hareket ederek, İstanbul ve yurt dışında müze, kütüphane ve husûsi koleksiyonlarda yaptığımız araştırmalarımızı değerlendirdik. Hat san’atı ile ilgili tarihi bilgileri ve hattatların hal tercümelerini mûteber İslâm müelliflerinin ve müsteşriklerin eserlerinden istifâde ederek aklâm-ı sitte ve nesta’lik yazı üsluplarına göre tasnif ettik. Nesta’lik yazıya Türkler ta’lik demişlerdir. Ancak ta’likin farklı bir yazı olması sebebiyle bu çalışmamızda aslına uygun olarak nesta’lik kelimesini kullanmayı tercih ettik. Bu yazı üsluplarının doğuşu, müessisleri ve onları en iyi şekilde tâkip ve temsil eden hattatların yazı san’atının tekâmülündeki rollerini açıklamaya çalıştık. Bilinen talebeleri ile müze ve kütüphânelerde bulunan önemli eserlerini, levha ve kıt’alarını san’atlarına örnek olarak gösterdik.

On yılı aşkın müze ve kütüphânelerde programlı bir çalışmanın mahsûlü olan bu eserin birinci bölümü ABD Indiana Üniversitesi Güzel San’atlar Müzesi’nde 14 Nisan 1993 târihinde şahsî hat sergim esnâsında verdiğim “İslâm Yazılarının Estetiği” konulu konferansın bir hülâsasıdır. Bu kısım, bu konuda bir denemedir. Yazının fizikî ve mânevî güzellikleri, estetik ilmî metotlar içinde daha geniş araştırılmalı ve değerlendirilmelidir.

İkinci bölümde Arap yazısının menşei ve İslâm’ın doğuşu sırasında kazandığı ehemmiyet, asr-ı saâdetten Abbasiler’in sonuna kadar İslâm yazılarının imlâ ve san’at yazısı olarak gelişmesi üzerinde muhtasar bilgiler verilmiş, bu devirde yetişmiş önde gelen üstatlar, eserlerinden örneklerle tanıtılmaya çalışılmıştır. Altı çeşit yazının doğuşu ve bu yazılarla ilgili bilgiler verilmiştir.

Üçüncü bölümde, Osmanlı Hat Mektebi’nin teşekkülü ve bu mektebin müessisleri, bu mektebe mensup ekol ve tavır sâhibi meşhur hat üstatlarının kısa biyografileri ve eserlerinden örnekler yer almaktadır.

Dördüncü bölümde aklâm-ı sitte dışında gelişen ta’lik, nestaʼlik yazı, İran ve Osmanlı coğrafyasında bu üslûbun san’at yazısı olarak gelişmesinde rol oynayan önde gelen hattatlar, eserlerinden örneklerle tanıtılmış, ayrıca dîvânî, rik’a ve siyâkat yazı hakkında muhtasar bilgi verilmiştir.

Beşinci bölümde yazı âletleri ve malzemeleri, altıncı bölümde ise hat san’atıyla alâkalı başlıca yayınlanmış Türkçe eserler tanıtılmıştır.

Bu eser, bana hat san’atları sahasında gerekli bilgi, zevk ve şuuru kazandıran büyüklerim Sâmiha Ayverdi, Ekrem Hakkı Ayverdi ve İlhan Ayverdi Hanımefendi’nin maddî ve mânevî desteği ile vücut buldu. Huzurlarında beni bu hayra vesîle kıldıkları için şükranlarımın kabulünü niyaz ederim.

Bâhusus memleketimizde yaptığı sınırsız maddi yardım ve gayretleriyle Türk kültür ve san’atlarının canlı kalması ve güçlenmesinde önemli bir rol oynayan ve bu eserin basılmasında maddi desteğini esirgemeyen muhterem İbrâhim Bodur Beyefendi’ye en içten teşekkürlerimi sunarım.

Bu desteğin sağlanmasına vâsıta olan Sinan Uluant ve Vâhit Erdem beyefendilere, Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı Mütevelli Heyeti’ne ve çalışanlarına, redaksiyon safhasında Prof. Dr. Kerim Özaydın, Prof. Dr. Mustafa Fayda, Prof. Dr. Mustafa Tahralı, Doç. Dr. Necla Pekolcay ve Nurettin Albayrak Bey’e saygı ve şükranlarımı, grafik düzenlemesinde büyük bir fedakarlık, samimiyet ve zevkini sergileyen Yard. Doç. Dr. Gülnur Duran Hanımefendi’ye, dizgi safhasında büyük bir sabır ve titizlik gösteren Funda Soyören’e ve esere büyük değer katan slayt ve fotoğrafların çekilmesinde ustalık gösteren Selamet Taşkın’a, baskı safhasında âzamî îtina ve kolaylık gösteren muhterem Selâhi Çiloğlu ve Seçil Ofset mensuplarına, Oluşur Grafik çalışanlarına, Erdinç Dokuman’a ve Topkapı Sarayı ve Türk İslâm Eserleri Müzesi ve İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi idârecilerine teşekkürü ve minnet duygularımı ifade etmek isterim.

Beni bu eseri tamamlamaya muvaffak kılan Allah’a sonsuz hamd ve sevgili peygamberi Hz. Muhammed’e binlerce salât ve selâm olsun.

Muhittin Serin Kızıltoprak, 1999

Ek bilgi
Adet2 Cilt
Biçim
DilTürkçe
HazırlayanMuhittin Serin
Sayfa Sayısı864
Türü
Yayın Yılı2019
Yayınevi
Değerlendirmeler (0)
0 yorum
0
0
0
0
0

Değerlendirmeler

Filtreleri temizle

Henüz değerlendirme yapılmadı.

Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.