Cübbü’l Mesail – Fıkıh Meseleleri
Cübbü’l-mesâ’il, eserin yazmalarındaki ifade farklılığı sebebiyle adı kataloglara Hubbu’l-mesa’il veya Rubbu’l-mesa’il şeklinde de girmiştir. Klasik bir fıkıh kitabı tarzında değil de, daha çok ilmihal ve fetvâ kitabı üslubunda yazılmıştır.
Cübbü’l Mesail – Fıkıh Meseleleri
Cübbü’l-mesâ’il, eserin yazmalarındaki ifade farklılığı sebebiyle adı kataloglara Hubbu’l-mesa’il veya Rubbu’l-mesa’il şeklinde de girmiştir. Klasik bir fıkıh kitabı tarzında değil de, daha çok ilmihal ve fetvâ kitabı üslubunda yazılmıştır. Râzî’nin Tuhfetü’l-mülük adlı eserinden etkilendiği anlaşılan Muharrem Efendi, eserinde bütün fıkıh konularına yer vermek yerine kendince önemli gördüğü konular hakkında bir seçki yapmıştır.
Dolayısıyla bu eser, fikih hüviyetine sahip bir kitap olmakla birlikte fıkıh kitaplarında takip edilen sistematiğe riayet etmeyen ve içinde bulunduğu toplumda var olan problemlere çözüm üretme amacına yönelik kaleme alınan, pratik bilgiler vermeye yönelik bir eserdir. Kitabın ana konusunu keffaretler teşkil etmekte ve bir hastalığın tedavisi gibi keffaretlerin de ibadetleri iyileştireceği belirtilmektedir. Eserde abdest, teyemmüm, mesh, hayız, nifas, necis olan şeyler, ezan, namaz, zekât, oruç, hac, nikâh, süt kardeşliğ boşanma, iddet, köle âzadı, alış-veriş, fâiz, kira, hibe, zina, hırsızlık, yemin, kefalet, yargılama âdabı, şâhitlik, kerâhiyye, avlanma, kurban, diyet, tazminat, vasiyyet ve ferâiz konuları farklı bir üslup ve içerikle ele alınmıştır.
Eserde kullanılan dil oldukça yalın, akıcı, anlaşılır ve ana hatlarıyla An dolu Türkçesinin zengin özelliklerini taşımaktadır. Eserde genelde o dönemin halk dili kullanılmakta, üslubu, anlatım niteliği ve ifadelerin açıklığı okuyucuya büyük bir haz vermektedir. Yer yer anlatılan menkıbe ve hikâyelerle kitabın didaktik yönü artırılmıştır. Osmanlıca kaleme alınan eserin yalnızca giriş bölümündeki ve son bölümdeki duaları Arapçadır. Dinî ve içtimaî en ağır konular, kısa, canlı ve basit cümlelerle anlatılmıştır.58 Müellif eserin yazılış amacını şöyle ifade etmektedir: “Avam katında terk edilmiş hükümleri bakileştirmek ve amel olunmayan meseleleri de ihya etmek için İmâm-ı Azam kavli üzerine yazılmış olan kitapların hükümlerini kadir olduğum kadar yazdım.
Muharrem Efendi’nin eserleri hakkında malumat veren bazı yazılarda onun eserleriyle ilgili bir takım bilgi yanlışları da dikkat çekmektedir. Örneğin Bağdatlı İsmail Paşa (ö. 1978), “el-Kavlü’l-bedi’ fi’s-salati ‘ale’l-Habi bi’s-Şefi” adlı eseri Muharrem Efendi’ye atfetmekte, halbuki bu eserin Şemsüddin Muhammed b. Abdurrahmân es-Sehâvî’ye (ö. 902/1496) ait olduğu kesinlikle bilinmektedir. Aynı şekilde “Zübdetü’l-esrar fi serbi Muhtasari’l-Menâr” adlı eser Muharrem Efendi’ye isnat edilmektedir. Halbuki bu eser, Muharrem Efendi’nin değil kardeşi Ebu’s-Senâ Ahmed b. Muhammed ez-Zîlî’ye aittir. Diğer taraftan Mehmed Tahir Bursalı (ö. 1925), müellifin “Telbisu’l-miftah mine’l-me’âni ve’l-beyân” isimli bir risâlesi olduğunu söylemekteyse de, matbu ve yazma böyle bir eserine rastlanılmamıştır.
| Biçim | Ciltli |
|---|---|
| Dil | Osmanlı Türkçesi |
| Hazırlayan | Abdullah Kahraman |
| Sayfa Sayısı | 181 |
| Türü | Araştırma/İnceleme |
| Yayın Yılı | 2016 |
| Yayınevi | Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı |
| Yazar | Zileli Muharrem Efendi |
Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.

Değerlendirmeler
Filtreleri temizleHenüz değerlendirme yapılmadı.