
Jane Austen
Northanger Manastırı
2007 yapımı *Northanger Abbey* filmi, Jane Austen’ın aynı adlı romanından uyarlanan bir romantik-dram filmidir. Yönetmenliğini Jon Jones’un üstlendiği bu TV filmi, Austen’ın diğer eserlerinden farklı olarak daha hafif bir üslupla ve gotik edebiyatın etkisiyle yazılmış bir hikâyeyi ekrana taşır. Başrollerde Felicity Jones (Catherine Morland) ve JJ Feild (Henry Tilney) yer alır. Film, küçük bir kasabada büyümüş olan Catherine Morland’ın hayal gücü ve heyecan dolu hayatının bir parçası olan gotik roman tutkusu etrafında gelişir. Genç ve saf bir karakter olan Catherine, Bath kentinde tanıştığı insanlarla sosyal, duygusal ve toplumsal bir yolculuğa çıkar.
Catherine Morland, on çocuğa sahip, orta halli bir papaz ailesinden gelen genç ve hayalperest bir kızdır. Genç bir kadının gerçek hayattan çok, gotik romanların gizemli ve heyecan verici dünyasına bağlı bir hayat yaşaması Catherine’i toplumun geri kalanından biraz farklı kılar. Catherine, kendini sıradan bir genç kız olarak görmekle birlikte, içine kapanık yapısı, güçlü hayal gücü ve özellikle de gotik romanlara olan ilgisi sayesinde dünyayı biraz farklı bir gözle algılamaktadır. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecinde Catherine, kendini romantik ve tehlikeli hikâyelerin baş karakteri gibi hissetmeye başlar ve günün birinde Bath’te yeni insanlarla tanışma fırsatı bulur.
Bath, Catherine için büyük bir dünyaya açılan bir kapı olur. Burada, zengin ve saygın bir aileye mensup olan Allen ailesiyle birlikte tatil yapmak üzere davet edilir. Allen ailesi, Catherine’i bir kızları gibi sahiplenir ve Bath’in sosyal ortamında ona eşlik eder. Bath’teki yeni hayatında Catherine, eğlencelere, balolara ve sosyal toplantılara katılmaya başlar. Bu sırada, yakışıklı ve etkileyici genç adam Henry Tilney ile tanışır. Tilney, zeki, kültürlü ve çekici bir adamdır ve Catherine’in ilgisini çeker. İkili arasında kısa sürede samimi bir dostluk ve ardından romantik bir çekim gelişir. Henry, Catherine’in naifliğini ve hayal gücünü eğlenceli bulur ve ona karşı içten bir ilgi beslemeye başlar.
Catherine, Henry’nin kız kardeşi Eleanor ile de arkadaş olur ve bu sayede Tilney ailesinin çevresine girme şansı yakalar. Ancak, Catherine’in hayatında bu sırada bir başka karakter, John Thorpe, devreye girer. John Thorpe, Allen ailesinin dostu olan Mrs. Thorpe’un oğludur ve Catherine ile evlenmek istemektedir. Ancak John, kibirli, samimiyetsiz ve bencil bir karakterdir. Catherine, John’a ilgi duymamakla birlikte onun ilgisine karşı da rahatsızdır, ancak John, Catherine’in Henry ile olan yakınlaşmasına engel olmaya çalışır. John, Catherine’i etkilemek için sürekli yalanlar söyler ve kendini olduğundan çok daha üstün gösterir.
Bir süre sonra, Tilney ailesi Catherine’i Northanger Abbey adlı malikanelerine davet eder. Gotik romanlara olan tutkusu nedeniyle Catherine, bu daveti büyük bir heyecanla kabul eder. Northanger Abbey, dıştan görkemli ve içinde gizem barındıran, eski bir malikane olup Catherine’in hayal gücünü daha da ateşler. Catherine, burada gotik romanlarda okuduğu gizem ve entrikaları bulmayı umar. Özellikle Henry’nin babası General Tilney’nin sert ve otoriter tavırları, Catherine’i, malikane ile ilgili gerçeküstü hikayeler düşünmeye iter. Catherine, General Tilney’in, merhum eşiyle ilgili gizemli bir sırrı sakladığını hayal eder. Malikane içinde dolanırken, kapalı kapılar ardında sırlar olduğunu düşünür ve General Tilney’in geçmişte eşine zulmettiğini, hatta onu öldürmüş olabileceğini hayal eder.
Ancak, Catherine’in bu hayalleri, Henry tarafından gerçeklerle yüzleştiğinde sarsılır. Henry, Catherine’in bu kuruntularını duyduğunda şaşırır ve ona gerçekleri anlatır. General Tilney'in davranışları, sadece aşırı disiplinli ve katı bir baba olmasından kaynaklanmaktadır ve Catherine’in hayal ettiği karanlık sırlar, aslında sadece gotik romanlardan esinlenen bir hayal gücünün ürünüdür. Henry, Catherine’in naifliğini ve hayal gücünü anlar, fakat onun bu kuruntularının gerçeği yansıtmadığını açıkça ifade eder. Catherine, kendi kuruntuları ve hayal dünyası yüzünden Henry’nin gözünde küçümsenebileceğini düşünür, ancak Henry ona karşı olan sevgisini ve anlayışını sürdürür.
Bir süre sonra, General Tilney, Catherine’in aslında sanıldığı kadar zengin olmadığını öğrendiğinde onu malikaneden kovar. General, Catherine’in servet sahibi olduğunu düşünmüş ve oğluna uygun bir eş olarak kabul etmiştir, ancak Catherine’in maddi durumunu öğrenince, ilişkiye engel koyar. Catherine, bu durum karşısında mahcup olur ve ailesinin yanına geri döner. Ancak, Henry, Catherine’e olan duygularını geri plana atmaz ve bir süre sonra onun peşinden giderek evlenme teklif eder. Catherine, Henry’nin samimi sevgisini kabul eder ve ikili, aşklarını tüm önyargı ve engellere rağmen gerçekleştirir.











